“EYLÜL IRMAKLARI” GÖNÜLE AKIYOR

“EYLÜL IRMAKLARI” GÖNÜLE AKIYOR

M.NIHAT MALKOÇ

Her çikan kitap beni, istedigi oyuncagi satin alinmis çocuklar gibi sevindirir. Kitabin dogusunu insanin dogusu kadar anlamli ve muteber sayarim. Çünkü bana göre kitaplarin da kendince bir sesi, dili ve yüregi vardir. Her birinde nice hayatlar saklidir. Onlari okudukça bu hayatlarin ve fikirlerin içine destursuzca gireriz. Bizleri hep güler yüzle karsilarlar.

Ülkemizde her yil hemen her düsünceden ve türden binlerce yeni kitap, raflardaki yerini alir. Vitrinler gül bahçelerine dönüsür. Insanlar; düsüncelerine yakin bulduklari, ilgi duyduklari kitaplari satin alarak kütüphanelerine kazandirirlar. Bizim gibi eli kalem tutan kisiler için kitap, hava ve su gibi elzemdir. Öyle ki, sayfalar devirmedigimiz aksamlar gözümüze uyku girmez. Yazan kisiler birbirlerinin halini bildigi için yeni çikardiklari kitaplarindan imzalayip dostlarina gönderirler. Bu, yazar dayanismasinin en güzel örnegidir.

Bu senenin son aylarinda kiymetli sair ve yazar dostum Mustafa Özçelik, bu yil yayinladigi kitaplardan bir demet gönderdi bana. Birbirinden degerli bu kitaplardan özellikle “Eylül Irmaklari” adini tasiyan, ilgimi çekti. Çünkü siirsel bir ismi vardi kitabin… Fakat bu bir siir kitabi degildi. Özçelik son dönemlerde yazmis oldugu denemelerini bu isim altinda bir araya getirmisti. Sütun Yayinlari tarafindan yayinlanan ve 156 sayfadan meydana gelen eserde 25 tane deneme bulunuyor. Bu denemeler son dönem edebiyatina isik tutuyor.

“Eylül Irmaklari” adini tasiyan bu kitap üç bölümden olusmaktadir. Birinci bölümdeki iki deneme Yunus Emre’yi, iki deneme Nasrettin Hoca’yi, iki deneme Yahya Kemal’i, birer deneme de Mehmet Akif’i, Ahmet Hamdi Tanpinar’i, Leyla ve Seref Hanim’i konu edinmistir. Yazar, ikinci bölümde ikiser yazida Necip Fazil’i, Samiha Ayverdi’yi, birer yazida A. Nihat Asya’yi, Bahattin Karakoç’u, Nurettin Topçu’yu, Sezai Karakoç’u ele almistir. Üçüncü bölümde ise günümüzün degerlerine yer vermistir. Bu kisimda sanatçinin kisilik ve sorumluluk boyutlarini sorgulamistir. Son dönem siirindeki simalardan M. Atilla Maras’a, merhum M. Akif Inan’a, Metin Önal Mengüsoglu’na, Nezir Akalin’a, Mustafa Miyasoglu’na, A. Vahap Akbas’a ve gölgede kalmis bir sair olan Ahmet Veske’ye deginmistir.

Eskisehir’den Türkiye’ye seslenen, ari gibi çaliskan ve verimli olan Mustafa Özçelik, üslup sahibi bir sair ve yazarimizdir. Onun siirleri de, denemeleri de oturmus bir kalemden çikmis intibaini verir. Düzyazilari, özellikle de denemeleri siir renginde ve tadindadir. Yirmi bir yasinda edebiyat hayatina atilan bu usta kalem, 32 seneden beri araliksiz yazmaktadir. O, edebiyatin her sahasinda özellikle siir, deneme, makale, biyografi, öykü, masal, günlük türlerinde çalismalar yapmaktadir. “Gelisme, Mavera, Yönelisler, Islâm, Kadin ve Aile, Ilim ve Sanat, Gül Çocuk, Dolunay, Düs Çinari, Dergâh, Kayitlar, Kültür Dünyasi, Kiragi, Kardelen, Seviye, Kitap Dergisi, Bu Meydan, Kalem ve Onur, Güneysu, Kubbealti Akademi, Bizim Külliye, Yansima, Bir Nokta, Vuslat, Edebiyat Ortami, Tasra Edebiyat, Yedi Iklim, Yitik Düsler, Ay Vakti, Gonca Çocuk” dergileri onun edebî verimlerini gün yüzüne çikardigi, okuyucuyla bulusturdugu periyodik yayinlardir. Yillardan beri bu kadar çok yayinda edebî verimlerini yayinlayan velut bir yazarin üslubunun oturmus olmasi tabiî bir neticedir.

Yazarlar çok okuyan insanlardir. Baska bir deyisle çok okuyan insanlar zamanla yazar olurlar. Çünkü okumak dolmak, yazmak bosalmaktir. Okuduklarimiz bizde bir birikim olusturur, bu birikim zamanla inkisaf alani arar kendine. Iste bu noktada yazmaya, bildiklerimizi paylasmaya baslariz. Mustafa Özçelik de böyle olusturmus Eylül Irmaklari’ni… Bu kitap özellikle oturulup yazilmamistir. Yazar degisik dergilerde yayinladigi yazilarini bir araya getirmek istemis, daginikligin önüne geçerek tabir caizse onlari zapturapt altina almistir.
Yazar Özçelik, “Eylül Irmaklari” adli eserinin önsözünde : “Bir yazar, yazar olmaktan çok, öncelikle iyi bir okuyucudur. Hem çagdaslarini hem de önceki dönem yazarlarini ciddi okumak durumundadir. Bu faaliyet sadece okumakla da sinirli kalmamali, yazarlar ve eserleri üzerinde düsünmeli, yorumlar yapmalidir.” diyerek bu eylemi elzem bir is olarak görüyor.

“Eylül Irmaklari” adli deneme kitabi özellikle son dönem edebiyat çevresine isik tutuyor. Bu isigin huzmelerini takip ederek yeni dönemin özüne giden kapiyi araliyoruz. Bu kitapta Türk siirinin en gür sesli sairi Yunus Emre’den, hosgörünün mimari Mevlana’ya kadar pek çok millî ve evrensel degerimizi bulabiliyoruz. Kitap Yunus Emre’yle basliyor, Ahmet Veske’yle nihayetleniyor. Bu iki sair arasinda, edebiyat agacinin yüksek dallarinda gezinip duruyoruz. Yerle sema arasinda diyardan diyara dolasiyoruz. Her edip bir renk ve çesni sunuyor tasavvurumuza… Özçelik’in tutarli ve isabetli elestirileri önümüzü aydinlatiyor. Edebiyata onun gözüyle baktigimiza degiyor. Zira o, degerlendirmelerinde bizi yaniltmiyor.

Özçelik’in çok okuyan ve muhakeme eden bir insan oldugunu biliyorum. Bunun ipuçlarini eser ve edip degerlendirmelerinde açikça görebiliyoruz. O, denemelerinde malumu ilan etmiyor, bilhassa bilinmeyenleri okuyucuya sunmayi, söze doyumsuz bir lezzet katmayi öncelikli gaye ediniyor. Degerlerimize onun gönül dünyasindan baktigimizda evvelden olusmus önyargilarimiz da günese degen buzdaglari gibi eriyip gidiyor. Neticede yalandan ve abartidan arinmis, asil marifeti samimiyet olan sözler kaliyor kelam eleginin üstünde…

Anadolu’da Yunus’u ve Mevlana’yi bilmeyen ve sevmeyen yoktur. Fakat bazi kesimler Yunus’u ve Mevlana’yi kendi emellerine alet etmek için hakikatleri tersyüz ediyorlar. Bu kesimlerin temsilcileri olan kalemler, çok farkli ve bir o kadar da bizden uzak bir portreyle karsimiza çikiyorlar. Bir de bakiyorsunuz ki Yunus Emre, Allah askini kapinin dibine koymus, affiniza siginarak söylüyorum, bir zampara olup çikmis karsimiza. Mevlana’nin hak ve hakikat paydasinda hocalariyla olan samimiyeti de baska sekillerde algilanmis, zihinler bulandirilmis, inançli kesimlerin aklinin ucundan bile geçmeyen seyler yakistirilmis bu halk ve Hak dostlarina. Bu gibi degerleri, Mustafa Özçelik gibi dürüst ve inançli kalemlerden okursaniz fikir batakligina saplanmazsiniz. Onun içindir ki bu kiymetli gönül adaminin süzgecinden süzülen hakikat damlaciklarini çok önemsiyorum.

Dedim ya, degerlerimize ve degerlilerimize bir de Özçelik’in hakikat penceresinden bakalim. O, hayata dair isabetli teshislerde bulunuyor. Bununla da kalmayip manevî tedavi yollarini da siraliyor. Bir çesit gönül tabipligi yapiyor. Eylül Irmaklari’nda onun, yozlastirilan hayata dair isabetli teshislerinden ve tedavi önerilerinden bir demet sunmak istiyorum sizlere:

“Kendimizi, insanimizi, insanligimizi kaybediyoruz. Patron zalim, isçi hilekâr, sultan adaletsiz, âlim cahil… Esyanin dilini unutmus, solan çiçegin, kuruyan irmaklarin feryadini duyamiyor hale gelmisiz. Onca mal gönül darligimizi gidermiyor, onca kitap, dergi, gazete bizi hakikatin bilgisine ulastiramiyor. Bilim adamimiz dogruyu ögretmiyor/ögretemiyor. Sanatçimiz varligin ve var edenin sirrini hissettiremiyor. Ressamimizin gönül gözü kapali… Patronumuz rüyasinda para yiginlarindan baska bir sey görmüyor. Siyasetçimiz hilekâr, dostlarimiz riyakâr, rakamlarimiz sevimli, çiçeklerimiz susuz. Vaizin sesi ulasmiyor içimize, kitap sayfalari içimizi karartiyor. Musiki, bir felaket çigligina dönüsüyor ve hiçbir noktada birlesemiyoruz. Düsünelim… Birlesemeyenler ‘Bir’e nasil gidecekler? Iste Yunus, bu birlestiriciligin “Bir’e gitmenin de sinavini vermis bir insan. Öyleyse onunla beraber, önce tövbe ederek sonra ‘bismillah’ diyerek söylemeye baslayalim: Daglar ile taslar ile çagirayim Mevla’m seni!”(“Yunus Emre’yi Yeniden Okumak” , Eylül Irmaklari, s.14)

“Eylül Irmaklari” isimli deneme kitabinda ansiklopedik bilgilere yer vermiyor Mustafa Özçelik… Bu eserde siir altyapisi güçlü bir sairin doyumsuz mensur yazilariyla gönlümüze ziyafet çekiyoruz. Onun satirlarinda edebiyatin derinliklerine yol aliyoruz. Bizleri nükteleriyle güldüren Nasrettin Hoca’nin bir mutasavvif ve bilge insan oldugu gerçegini ondan ögreniyoruz. Mevlana âsigi iki kadin sair Leyla ve Seref Hanim’in hayatindaki sis perdelerini yine o araliyor. Yahya Kemal’deki tarih suurunu ve milliyet telakkisini bu kadar sade ve sade oldugu kadar da derin anlatan baska bir kalem erbabi az bulunur.

Eylül Irmaklari, daha evvel yine ayni yayinevi tarafindan yayinlanan Nun ve Kalem’in bir devami izlenimi veriyor. Bu eser de bize denemenin doyumsuz hazzini vermisti. Bizler bu denemeler zincirinin yeni halkalarini büyük bir istiyakla bekliyoruz. Kalemin hiç susmasin.

mnihatmalkoc / M.Nihat MALKOÇ, Trabzon / 31 Aralık 2007, Pazartesi


“EYLÜL IRMAKLARI” GÖNÜLE AKIYOR M.NIHAT MALKOÇ Her çikan kitap beni, istedigi oyuncagi satin alinmis çocuklar gibi sevindirir. Kitabin dogusunu insanin do

Eser Yorumları

  1. avatar
    ExtraBilgi.Org

    “EYLÜL IRMAKLARI” GÖNÜLE AKIYOR başlıklı bu esere ilk yorumu siz yazmak isterseniz lütfen aşağıdaki yorum alanına; adınızı, soyadınızı, verdiğiniz puanı ve eser hakkında düşündüklerinizi yazarak yorumu kaydet butonuna tıklayın. Yazdığınız yorum, editörlerimiz tarafından kontrol edilip onaylandıktan sonra eser altında yayına verilecektir...

Sizde Yorum Ekleyin

    Aynı Kategorideki Diğer Eserler

  1. S.O.S.

    Ay isigini senden alir Saçlarini gören deniz dalgalanir Kuru dallar çiçeklenir Sana benzemek için bebegim. Senden uzakta üsür bedenim. Yagmur damlalari sana yönelir Gözlerinde gece dinlenir Seni sevmekten öte elimden ne gelir bebegim Yüre...

    Devamını Oku


    SEHITLER ABIDESI

    ABIDENIN TARIHÇESI Çanakkale Sehitleri Abidesi, Gelibolu Yarimadasi ‘nin güneyinde, Çanakkale Bogazina hâkim bir nokta da bulunan Eski Hisarlik Sirti, Ömer Kaptan tepesi üzerine, 1954/1960 yillari arasinda yaptirilmistir. Yil 1944, Milli Savunm...

    Devamını Oku


    BU TÜRKÜLER BENI VEREM EDIYOR

    Bu türküler beni verem ediyor, aklim bir yerlere uçup gidiyor. Her duydugum türküde yenileniyorum, tesellisiz dertlerim uyaniyor yeniden, gözyaslarim bereketleniyor ve sogan ekmek kokusu duyuyorum. Bir rüzgar serinliginde notalar içime isliyor. B...

    Devamını Oku


    SAYGIYLA EGILIYORUM

    Ask için kagitlar dolusu siirler ve yazilar yazanlara her zaman gibta etmisimdir.Bu duygu seli nereden yüreklerine akiyor hep düsünmüsümdür.Onlari okurken kendimi donuk bir insan olarak görüyorum duygudan uzak. Birilerini birseyleri bukadar ...

    Devamını Oku